Friday, January 9, 2009
Monday, January 5, 2009
yevgeni zamyatin `miy`
-hay allah, sen bir matematikçisin...dahası...bir matematikçi olduğun için bir düşünürsün. peki,şimdi bana son sayıyı söyle.
-ne demek istiyorsun?..anlamıyorum...hangi son sayı?
-hangisi olacak, en sonuncusu, en yüksek, en büyük sayıyı.
-yapma e-, bu olmayacak bir şey. sayıların sayısı sonsuz olduğuna göre, hangi son sayıyı istiyorsun?
-iyi ya, peki sen hangi devrime son devrim diyorsun?nihai devrim yoktur. devrimler sonsuzdur. son devrim...çocuklar içindir. çocuklar sonsuzluktan korkarlar geceleri derin bir uyku çekmeleri gerekir.
en iyi thrash gruplarindan Kreator in sarki sozleri
millennium deprivation, deception and deceit
feared in presence, loathed within their absense
feed the dogs of war
to keep a fragile peace
all hail dystopia
your parasite messiah never comes
all hail dystopia
god has died when war drags on and on
psuedo truth, perversion and religion
disorder seperates and scatters
shepherds from the sheep
tragedy and suicide decisions
destroyers are not saviours in wartime misery
all hail dystopia
your parasite messiah never comes
all hail dystopia
god has died when war drags on and on
gehena abomination
crypts under the sun
sacrifice the lives of those dead armies
marhcing on and on.
all hail dystopia
your parasite messiah never comes
all hail dystopia
god has died when war drags on and on
yenilenen

metropolis, fritz lang, 1926
things to come, william cameron menzies, 1936
the lord of flies, william golding, 1954
on the beach, stanley kramer, 1959
the time machine, george pal, 1960
sins of the fleshapoids, mike kuchar, 1965
alphaville, jean luc godard, 1965
fahreneit 451- francois traffaut, 1966
planet of apes, franklin schaffner, 1968
2001: a space odessay, stanley kubrick, 1968
thx-1138, george lucas, 1971
a clockwork orange, stanley kubrick, 1971
soylent green, richard fleischer, 1973
sleeper, woody allen, 1973
zardoz, john boorman, 1974
logan’s run, michael anderson, 1976
madmax, george miller, 1979
blade runner, ridley scott, 1982
videodrome, david cronenberg, 1983
1984, michael anderson, 1984
terminator, james cameron, 1984
brazil, terry gilliam, 1985
robocop, paul verhoeven, 1987
batman, tim burton, 1989
kafka, steven soderberg, 1991
delicatessen, jeunet & caro, 1991
blue velvet, david lynch, 1994
strange days, kathryn bigelow, 1995
ghost in the shell, mamoru oshii, 1995
12 monkeys, terry gilliam, 1995
the city of lost children, jeunet & caro, 1995
johnny mnemonic, robert longo, 1995
crash, david cronenberg, 1996
gattaca, andrew niccol, 1997
dark city, alex proyas, 1998
existenz- david cronenberg, 1999
the matrix, wachowski brothers, 1999
the beach, danny boyle, 2000
brave to the new world
Thursday, February 21, 2008
Thursday, December 27, 2007
Dead Man
Mutluluk dolu gençlik, yaklaş yanıma.
Aydınlanan sabahı gör.
Yeni doğan gerçeğin görüntüsünü.
Kuşku yok oldu. Yok oldu, sebeplerin bulutları.
Karanlık kavgalar, yanıltıcı anlaşmazlıklar.
Delilik sonsuz bir labirenttir,
Birbirine dolanmış kökler yollarını bulamaz.
Ne çoğu düştü orada!
Tüm gece boyunca ölülerin kemikleri üzerinde
Tökezleyerek yürürler.
Bilmediklerini hissederek, ama özen göstererek.
Başkalarına yol göstermek isterler,
Kendilerine yol gösterilmesi gerekirken...
William Blake I Masumiyet ve deneyim şarkıları
Tuesday, December 11, 2007
Thursday, June 28, 2007
Saturday, June 16, 2007
Saturday, March 17, 2007
Monday, March 12, 2007
Wednesday, March 7, 2007
Big Brother is Watching Us
1984 kitabında BIG BROTHER(ki BBG ve Big Brother gibi kamera dolu bir evdeki insanların gözetlendiği yarışma programlarına ilham olmuştur hatta ismide dahil bire bir kullanılmıştır.) aynı görevi üstlenmiştir. Bu karakter "gerçekler hiç önemli değil, geleceği değiştirmek için geçmişi silmek gerekir" der. Ve bu kitapta herşeyi gören herşeye sahip olan teogratik bir devlet kurgusu vardır. Bu devlet "Cesur Yeni Dünya" kitabı ve "Alphaville" filmindeki gibi (bunu yapış sebepleri biraz farklı olsada) vatandaşların tüm duygularını kör eder.Ve bu yolla onları sürekli devam eden bir savaşa motive eder.
Ve bir çok yönüyle de Zamyatin 'nin "biz" kitabıylada benzerlik değil kurgusal aynılığa sahiptir.
Aynı benzerlik Ray Bradbury'nin Fahrenheit 451 'de de (1951) mevcuttur. Eserde, kitapların itfaiyeciler tarafından yakıldığı, insanların sadece televizyonda beyin yıkayıcı şovlar izlediği ve kitap bulundurup düşünen insanların yok edildiği bir gelecek kurgulanmıştır.
Not:Bu yazı yakın vadede tekrar düzeltme ve eklemelerle aynı başlık altında yayında olacaktır.
merve şendil
2x2 =5'tir.
Kitap "1984" (George Orwell )-İngiltere
Kitabin totalitarizm elestirisi bir yana en ilginç özelliğinden biri toplumdaki dil kullanımı hakkında belirttiği şeylerdir. Doublespeak ve doublethink kavramlarından bahseder:
1 - War is peace (savaş barıştır)
2 - Freedom is slavery (özgürlük esarettir)
3 - Ignorance is strenght (bilgisizlik kuvvettir)
1- “I just want you to know that, when we talk about war, we're really talking about peace.”(bilmenizi isterim ki, savaş hakkında konuştugumuz zaman aslinda barış hakkında konuşuyoruz) — George W. Bush
2 - “Those who cast the votes decide nothing; those who count the votes decide everything.”(oy verenler hiç bir şeye karar vermezler; oylari sayanlar her şeye karar verirler) — Stalin
3 - "simdi flash haberimiz sayin seyirciler: kameralarimiz bodrum'da ünlü manken ... " - herhangi bir tv programi...
Monday, March 5, 2007
Sunday, March 4, 2007
Mars Yıllıkları ( Ray Bradbury ) (2000)
Gümüş Çekirgeler (Ray BRADBURY)
Ray Bradbury , Gümüş Çekirgeler , Sayfa 89
Anna Karina'nın "Alphaville" de anlattığı fıkra
- "Artık yeter, iri yarı bir herif bulacağım ki bu ufaklık bir daha döndüğünde onu bir güzel pataklasın"
Böylece, dördüncü gün ufak adam "Çok sıcak, tatlı bir fincan kahve istiyorum..." dediği zaman iri yarı adam ona doğru gitmiş ve demiş ki:
- "Kimseden korkun yok öyle mi?"
- "Bu doğru"
- "İyi, benim de korkum yok"
- "iyi", demiş ufak adam, "Şunu iki fincan yapalım...
Saturday, March 3, 2007
Cesur Yeni Dünya (Brave New World )-1932
(Brave new world ) Aldous Huxley tarafından 1932 yılında yazılmış Cesur Yeni Dünya romanın ismi, Shakespeare'in Fırtına isimli eserinden, perde V, sahne I'deki Miranda'nın konuşmasından alınmıştır:
“O wonder!
How many goodly creatures are there here!
How beauteous mankind is!
O brave new world,
That has such people in't!”
Ne güzel şeymiş meğer insanlık
Böyle dünyalıları olan
Yaşasın bu yaman, bu cesur yeni dünya”
Alpha 60
Böylece Alpha 60’ın mantıksal yapılanmasında oynadığı ezeli rolden dolayı ona ana bellek dendi. Kimse geçmişte yaşamadı ve kimse gelecekte yaşamayacak. Şimdiki zamandır tüm yaşamın biçimi. Bu, hiçbir kötülüğün ondan koparamayacağı bir sahip olmadır. Hiç durmadan dönen bir daire gibidir zaman. Aşağı inen yay geçmiştir, yukarı çıkan ise gelecek… Her şey söylenmişti, kelimeler anlamlarını, anlamlar kelimelerini değiştirmedilerse. Acının ve kederin bir köşesinde yaşamaya alışmış birinin diğer tarafa alışmış birinden farklı bir inanç talep etmesi doğal değil midir? Bizden önce, burada hiçbir şey yoktu. Biz burada tamamen yalnızız. Burada tekiz, ürkütücü bir şekilde tek. Kelimelerin, dile getirmelerin artık anlamı yok. Ayrık bir söz, resimde yalıtılmış bir ayrıntı anlaşılabilir; ancak bütünün anlamı eksiktir. Bir defa biri bildiğimizde ikiyi de biliriz. Oysa bir artı birin iki ettiğini bilmek için önce artıyı bilmek gerektiğini unuturuz. Geçmiş yüzyıllar boyunca yaptıkları edimler, insanları mantıksal olarak yavaş yavaş yok ediyor. Ben, Alpha 60, bu yıkımın mantıksal yordamından başka bir şey değilim. (…) Biçimi ister kapitalist, isterse komünist olsun, söz konusu olan insanı doktrinal ya da finansal güçlerin altında ezerek köleleştirme istenci değil, sadece her edimini planlamak isteyen bir yapılanmanın doğal ihtirasıdır.
çeviri: Can Batukan
____o____
Orjinal Konuşma
La mémoire centrale, est appelée ainsi à cause du rôle
primordial qu’elle joue dans l’organisation logique de l’Alpha
60. Personne n’a vécu dans le passé, personne ne vivra dans le
futur. Le présent est la forme de toute vie. C’est une possession
qu’aucun mal ne peut lui arracher. Le temps est comme un
cercle qui tournerait sans fin. L’arc qui descend est le passé
celui qui monte est l’avenir… Toute a été dit, à moins que les
mots ne changent de sens et les sens de mot. N’est-il pas évident
qu’une personne vivant de façon habituelle d’un coté de la
souffrance exige une autre sorte de religion ; qu’une personne
vivant de façon habituelle de l’autre coté ? Avant nous, il n’y
avait rien ici, ni personne. Nous y sommes totalement seuls.
Nous y sommes uniques, épouvantablement uniques. La
signification des mots et des expressions n’est plus perçue. Un
mot isolé, un détail isolé dans un dessin peuvent être compris ;
mais la signification de l’ensemble échappe. Une fois que nous
connaissons un, nous croyons que nous connaissons deux. Or,
ce que un plus un égal deux, nous oublions qu’auparavant il
faut savoir ce qu’est plus. Ce sont des actes des hommes, à
travers les siècles passés qui, peu à peu vont les détruire
logiquement. Moi, Alpha 60, je ne suis que le moyen logique de
cette destruction. (…) Que ce soit dans le mode, dit capitaliste,
le mode communiste, il n’y a pas une volonté méchante
d’assujettir les hommes dans la puissance de l’endoctrinement,
celle de la finance, mais uniquement l’ambition naturelle de
toute organisation de planifier tout son action.191